İşe yarayan şeyler yapmak.
Çok süslü kelimelere gerek yok. Misyonum tek cümleyle özetlenir: birinin günlük hayatını ya da işini gerçekten kolaylaştıran ürünler çıkarmak.
Önce sorun, sonra çözüm.
Çoğu yazılım, kimsenin yaşamadığı bir sorunu çözmek için yazılıyor. Ben tersini deniyorum: önce benim ya da yakın çevremin gerçekten takıldığı bir noktaya bakıyorum, sonra ona çözüm yazıyorum. Eğer o sorun başkalarının da derdiyse — ürün olur. Değilse — kendime kalır, sorun değil.
Az ama düzgün.
Yüz tane ortalama özelliğe sahip bir ürün yerine, beş tane çok iyi çalışan özelliği olan bir ürünü tercih ederim. Detayları önemsiyorum: bir buton nereye konmuş, bir hata mesajı ne diyor, ilk kullanımda ne kadar sürede iş görüyor. Bunlar küçük şeyler değil, asıl iş bunlar.
Adil fiyatlar, dürüst sınırlar.
Bir tool ücretsizse, gerçekten ücretsizdir — gizli paketler, sürpriz limitler yok. Ücretliyse, ne aldığın ve ne kadar ödediğin baştan açıktır. Üyelikliyse, ne zaman istersen iptal edebilirsin. Çok basit bir prensip ama yazılım dünyasında giderek nadirleşiyor.
Hızlı çıkar, açık konuş.
Aylarca kapalı kapılar arkasında geliştirip muhteşem bir lansman yapmaya inanmıyorum. Erken çıkarıyorum, geri bildirim alıyorum, düzeltiyorum. Bir şey kırıldığında "bilinen sorunlar" listesine eklemek yerine yazıyorum, anlatıyorum, çözüyorum.